27.07.2017

Bir Ahir Zamandı

Bir ahir zamandı

Ağzı ateşle süslü bir gece
Beyaz gerdanında kızıl bir kolye
Dinle dedin bana nehri göstererek
Kağıttan gemilere binmiş
Çocukların gözlerinden
Babaların son teli kırılmış
Sözlerinden akar bu nehir
Ve akışı denize ağıtıdır anaların
Su ve ateş şahit olsun
iniltili tövbelerine
Dinle!
Aynı yorganın altında üşüyemediğim
Dinle!
Aynı yastıkta ölemediğim

Bir ahir zamandı

İçinden tramvaylar geçen eski bir şehirde belki
Alnından öperek kutsadığım
Kimsenin inanmadığı masaldı
Korkmuş çocuk gibi sokulurken kokuna
Saçlarına kaç göz konmuş dedim
Acıların kuraklığı vurmuş bakışlardan
Dağları aş dedin
Yollar “yok” yüzümün incesidir
Ferhat’ın gürzü senin yüreğindedir
Az ve uz gitmeyen ayaklarımı gösterdim
Dedim;
Peki ama bunların suçu ne

Bir ahir zamandı

Kör gözümün yaşıydın
Aramızda koca bir dünya vardı
Ve aşılmaz engelleri kelimelerin
Bakışların hırpalardı saatleri
Bir dilim ekmek için
İhanet ettiğinde martılar
Hüzün entarine saklanırdın
Ben seni üşüdün sanır, sarılırdım
Ve kırmızı eteklerin
Süpürdükçe telaşını sokakların
Arkamızda hiç şahit bırakmazdı

Bir ahir zamandı

Şehirde iki çocuk el ele yürüyordu
Karınları aç, yol karanlık bir çarşı
Mavi pencereli, aşı boyalı evin önünde
Sen resimler çektiriyordun hayata karşı
Gamzende gül çiziği
Radyoda hüzzam
Vuruyordu masalların kuytusuna
Gözü yaşlı bir liman
Arkamızda manzaralar
Arkamızda zabıtalar
Yasaklar ve yıldızlar vardı
Nehrin kenarında iki çift pabuç izi
Bir de şarkılar yarım kaldı

Bir ahir zamandı

Ölürken bile sana yürüyordum
Kendimden çoğalıyordum halka halka
zaten “yok” bir limanda
Suyuma atılmış bir taş gibiydi sesin
Bir gemi güvertesinde
Hiç şımartılmamış çocukluğuma
El sallayan resmin
Sen serçe vicdanlım
O gün konuştun martılarla
Yüzün eskirken korkulara
Ben ağlıyordum
Kuş dilimle Sultan Süleyman’a

Bir Ahir zamandı

Sandığında küflendi sandığın
Yüzü gün yanığı dervişlerin
Dudağında salavattı

Yani “Aşk”tı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder